Boston’da Bir Garip Dilara

Bir garip Dilara Boston'da. 2 aylık dil okulu macerasını kısaca özetleyen Dilara'nın Boston maceraları bu yazımızda.

Boston’da geçen ilk yurt dışı serüvenimi anlatmaya başlamadan önce yaptığım hatalar ve yaşadığım hayal kırıklığından bahsetmek istiyorum. 2015 yazında bir uluslararası ilişkiler bölümü öğrencisi olarak hazırlığı bitirdiğim halde ingilizcemin yetersiz olduğunu düşünüyordum.  Hazırlık okurken Türkiye’de yardımcı olsun diye bir dil kursuna yazılmıştım ama ne bu kursun ne de aldığım hazırlık eğitiminin konuşmama hiçbir etkisi olmamıştı. Teorik olarak  Upper Intermediate idim. Pratiğe bakacak olursak maksimum Elementary. Ben de zaten uzun zamandır merak ettiğim ülke olan Amerika’ya gidip dil eğitimi almaya karar verdim. Ha deyince olmadı tabi; internetten yaptığım araştırmalar ve okuduğum yazılar New York’un oldukça pahalı olduğunu ayrıca çok karmaşık bir yapısı olduğu için de kısa dönem giden öğrencilere pek verimli olmadığı söyleniyordu. Araştırmalarıma Boston üzerinden devam etmeye karar verdim.  Sonunda Boston’da bir dil okulu bulup onunla iletişime geçtim fiyatları oldukça uygundu.

Okula kaydımı yaptırdıktan sonra kendi başıma vize işlemine başladım. Vize evraklarımı sitelerde okuduğum yorumlara ve bilgilere göre hazırladım. Vize görüşmesine girdim ve koca bir hayal kırıklığı… Vizeden red yedim, sebebi de banka evraklarımın yetersiz bulunmasıymış.  Tabi uzun bir depresyon sürecinin ardından bir danışmanlık firmasına gittim. Durumumu anlattım ve tekrar vize başvurusu yapmaya karar verdim.  Şirket daha önce kayıt olduğum okulla iletişime geçerek kaydımın dondurulmasını istedi. Böylece ön kayıt ücretim de yanmamış oldu. Dosyayı bu kez birlikte hazırladık ve tekrar vize görüşmesine girdim.  İkinci başvurum onaylandı.

Boston’da iki aylığına bir dil okuluna kayıt olmuştum, şimdi keşke daha çok zamanım olsaydı da daha çok kalsaydım diyorum. İyi ki de Boston’u seçmişim. Dünyanın en iyi üniversitelerinin bu şehirde oluşu yaşayan insan kalitesini gerçekten etkilemiş. Türkiye’de özellikle de İstanbul’da yaşayan biri olarak en şaşırdığım şey trafik akışında yayaların önceliğine verilen önemdi. Yayanın yola adım atmasıyla arabanın durması bir oluyor resmen. Okulda aldığım eğitim de öğretmenlerim de oldukça iyiydi. Sınıf arkadaşlarımla yaş ortalamam yakın olduğu için sürekli bir şeyler organize ediyorduk. Hafta sonları ara sıra New York’a gidiyorduk, bu yaptığımız geziler sırasında gördüğüm kadarıyla New York benim gibi içe dönük biri için kolayca kaybolunabilecek bir şehir. Bir kez daha iyi ki Boston dedim.

Boston demişken ben şehir merkezinde konakladım. Seçtiğim aile yanı konaklama okuluma yakındı. Gidecek olanlara tavsiyem okullarına yakın yerlerde konaklama seçmeleri yönünde olacaktır. Çünkü uzak yerde konaklayan arkadaşlarım okula gelmekte ve bizimle vakit geçirmekte zorlanıyorlardı.  Yanında kaldığım aile de oldukça iyi insanlardı. Memur ve çocuk sahibi olamayan bir ailenin yanında kalıyordum. Bana o kadar iyi davrandılar ki iki ay nasıl geçti, ne çabuk gitme zamanım geldi anlamadım. Tabi hala görüşüyoruz, başka öğrencilere de evlerinin bir odasını kiralamaya devam ediyorlamış. Benden sonra bir Türk kiracıları daha olmuş.

Velhasılı kelam; iki ayın nasıl geçeceği korkusuyla çıktığım yolu keşke bitmese diye tamamladım. Tabi bunda yanında kaldığım ailenin ve okuldaki arkadaşlarımın etkisi çok büyük. Birçoğu ile hala görüşüyoruz. Hatta olursa seneye tekrar bir Amerika planımız var.  İlk defa yurt dışına çıkacak olup Amerika’yı isteyenlere ısrarla tavsiye ettiğim şehirdir Boston.  Bana çok faydası oldu. Özellikle geldiğimde burada dil kursuna devam eden arkadaşlarımla ufak pratik çalışmaları yaptığımda gerçekten bir dilin konuşularak öğrenileceğini gördüm. Tekrardan iyi ki Boston’u seçmişim diyorum ve tereddüt eden arkadaşlara cesur davranmalarını öneriyorum.

Dilara Boyacıoğlu
Misafir Yazar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir